Language EN | GR | TU

EKMEK VE GELENEKSEL HAYAT


Çok eski çağlardan beri, buğday ve ondan elde edilen ürünler özellikle ekmek, Kıbrıs’lıların günlük gıdasında önemli bir öğe olarak yer almıştır. Kıbrıs’ın  buğdayının kalitesi çok eskiden beri bilinmektedir. Ekmek Ada’nın geleneksel hayatında önemli bir rol oynamaktadır çünkü geleneksel insanın yaşatılabilmesi için değerli ve gerekli olmakla birlikte ekmeğin etrafında dönen birçok gelenek, simgecilik, önyargılar,ve batıl inançlar türemiştir.


İnsanların bilincinde ekmeğin önemli yeri vardır. Yalnız Kıbrıs mutfağında değil, adanın geniş kültüründe de öyledir. Bu da buğday üretimindeki çok zahmetli işleme bağlanmaktadır; tohumdan, hasata oradan değirmene ve oradan da vitamini bol değerde olan ve günlük hayatın tüm alanında bol miktarda tüketilen ekmek halini almıştır. Ekmeğin adada yaşayan Kıbrıs’lı Rum kültüründeki konumu ta “ Holy Communion” (kutsal birlik) sırrından bu yana ekmek, İsa’nın bedenine dönüştürüldüğü inancı Hristiyan Ortodoks Kilisesindeki görüşle pekiştirilmiştir. Aynı zamanda Allahın kutsaması (isim günleri) ve affı için (ölüleri anmada ve başka anma törenlerinde) ekmek, inançlılar tarafından Kiliseye takdim (prosforo) edilir. 

 

Kıbrıs kültüründe ekmeğin önemi
Maya
Maya konusunda inançlar
Ekmeğin hazırlanışı
Kilise ekmeği
Dini Tatiller
Noel
Paskalya
Hayatın önemli zamanlarında ekmeğin önemi
Doğum
Evlilik
Ölüm
Bügünkü ekmek ve kaybolan tılsımı
Ekmek yapımındaki geleneksel ve çağdaş işlemin karşılaştırılması.
Geleneksele karşı çağdaş tüketim şekilleri
Ekmek çeşitleri
Ekmek ve Kıbrıslı-Rum kimliği
Kaynakça





KIBRIS KÜLTÜRÜNDE EKMEĞİN ÖNEMİ

Geleneksel Kıbrıs Rum toplumunda ekmek hayatın her alanında yer almaktadır:Paskalya ve Noel gibi en önemli dini bayramlarda; evlilik, doğum ölüm gibi hayatın önemli dönüm noktalarında; günlük hayatımızdaki değişik faaliyetlerde örneğin çiftçilerin faaliyetlerinin başlangıç ve bitiminde;insanların ilaçlarında; kötü ruhları uzak tutmada ve son olarak da  (becerikli) evhanımlarını tespit etmekte kullanılmaktaydı. Bu aktivitelerin her birinde ekmeğin farklı konumu ve anlamı vardır, ancak aynı zamanda insanların yaratıcılığının ifadesidir ve yapılan hazırlık ve işlemler insanların Yüce Tanrıya karşı olan estetiklerini ve inançlarını yansıtır.


Acı çekmek, bu değerli gıdanın eksikliğinden kaynaklandığından ötürü “onun üretiminin tüm aşamalarında, çoşku vardır. Mayanın hazırlanışı, hamurun yoğrulması, ve ekmeğin fırınlanmasındaki tüm işlemler insanların ekmeğin kutsallığına duydukları güçlü inancı temsil etmektedir” (Kypri & Protopapa, 1997, sayfa. 17), ançak tabi aynı zamanda Tanrıya karşı sonsuz inanç ve saygıyı da. İnsanların ekmek sözkonusu olduğu zaman davranışları onun kutsallığını yansıtıyordu çünkü ellerinde ekmek tutukları zaman sanki  çok kutsal birşey tutuyorlarmış gibi davranırlardı. Eğer “antidoro” (Holy Communion adı verdikleri törenden sonra kiliseden aldıkları ekmek) veya kırıntıları yere düşerse “İsa” peygamberi telafuz edip eğilip kırıntıları yerden toplarlardı çünkü kırıntıları döküp üzerine basmak çok büyük günah sayılırdı. Aynı zamanda ekmeği başaşağı koymak da büyük hata sayılırdı çünkü bu durum ile evlerine uğursuzluğun geleceği ve hayatlarını alt üst edeceği inancı vardı.


Geleneksel insanın ekmeğin gücüne olan inancı, ekmeği kötü ruhlardan korunmak için “büyülü ve dini davranışlar” için kullanılan bir araç haline getirdi. “Ekmek batıl inançta da yerini buldu. Ölülerin ruhlarını kutsamada, kötü güçleri yoketmede kullanıldı ve bunun yanısıra dinin büyü ve falcılık yönünde de yer aldı ve insanlar tarafından sembolik olarak sağlık ve mutluluk koruyucusu olarak kullanıldı.” (Kypri & Protopapa, 1997, sayfa. 18). Hristiyan ve putperestlik kültür ve algılayışlarının ahenkli birleşiminden bahsetmekte yarar var çünkü buğday ve ondan üretilen ürünlerin bolluğu eski Yunan kültürünün mirasıdır. 


 

yukarı^

 

MAYA

Her türlü ekmek hamurunun yoğrulmasındaki başlıca unsur olan maya, günler öncesinden yoğrulmuş ve girmiş hamurdan elde edilirdi. Bu girmiş hamur parçası yeni hamurun girmesine yardımcı olmakla ekmeğe lezzet ve yumuşaklık katardı. İlk önce mayalı hamur ceviz büyüklüğünde küçük bir parça haline getirilir buna da ‘anatzinizan’ denilirdi, yani üç, beş veya yedi gün aralıksız su ve un ilave edilerek yenilenirdi, (gün sayısı tek sayı olmalıydı). Elde edilen mayanın hiçbir zaman tümü kullanılmaz her zaman bir sonraki işlem için bir miktar ayrılırdı. “Maya kutsal sayılıp evlerine, Tanrı’nın gönderdiği bir nimet olarak algılanırdı,” (Kypri & Protopapa, 1997, say. 19), bundan dolayı da dini inanç ve saygı ile hazırlanır ve muhafaza edilirdi.

 


yukarı^

 

MAYA KONUSUNDA İNANÇLAR

Tüm evhanımlarının başlıca kaygısı evin günlük ihtiyacını gidermek için yapılan ekmeğin yanısıra Kıbrıs’lı Rum hanımları, kiliseye  yapılan ekmekler için hazırlanan mayanın hem kelime anlamıyla hem de mecazi olarak temiz tutulabilmesi için kaygılanmaktaydılar. Ekmek yoğuran kadın kesinlikle  regil  döneminde olmamalı çünkü bu kirlilik olarak kabul edilip mayanın da her iki anlamda (gerçek ve mecazi) olarak kirleneceğine inanılırdı. Aynı şekilde hamur yoğuracak olan kadın bu işlemi yapmadan son üç gün öncesine kadar kocası ile birlikte olmaması gerekmekteydi, dolayısıla bir çok köylerde hamur ya genç kızlar ya da yaşlı kadınlar tarafından yoğrulurdu. Buna ek olarak yılın belirli günleri hamur yoğumak için uygun olmadığı düşünülür ve bu günlerden kaçınılırdı. Maya konusunda diğer batıl inançlar ise gece vakti veya hazırlanışından sonra kırk gün geçmeden kimseye maya verilmezdi çünkü bu hareketin evlere büyük sorunlar getireceğine inanılırdı.


Maya hazırlama işlemi gerçek anlamda kutsal bir merasim ile yapılırdı çünkü mayanın yaratılışında, Tanrısal gücün ona sinerji kattığı inancı ağır bastığından, iyi ruhları yardıma çağırıp kötüleri uzaklaştırmak için, yoğun bir şekilde dualar dilekler yapılırdı. Bunlara ek olarak da diğer Hristiyan unsur ve semboller görülmektedir. Bunun yanısıra hamurun yoğrulmasında yardımcı olacaklarına inanılan başka hareketler de yapılırdı. Örneğin “hamuru yoğurmakta olan kadını kovalamak, üçüncü bir kişiyi kızdırmak için tokatlamak, sıcak fırın karşısında yapılan bazı söyleşiler, tılsımlı sayıların kullanımı, sessiz suyun kullanımı… Bu hareketlerin açıkça amacı hareketlerdeki hızın mayanın işlemine yansıyıp etkileyerek mayanın hızlı girmesini sağlamak için yapılırdı” (Kypri & Protopapa, 1997, say. 28). Her yıl maya yapmak için kullanılan suyun da özel kalitesi vardı ve kutsal öğe ile bağdaştırılırdı. Adanın bazı bölgelerinde 14 Eylül Kutsal Haç gününden kutsal su kullanılırdı, diğer bölgelerinde ise Kutsal Cuma gününde kitabeyi süsleyen çiçeklerde biriken çiğ kullanılırdı, yine Kıbrıs’ın başka bölgelerinde sonbaharın ilk yağmurundan alınan su veya suyun içine Muhteşem Konstantini (Costantinato) simgeleyen altın para veya Kutsal Tahta koyarlardı.
Devamı: Ekmeğin hazırlanışı 

 

yukarı^

EKMEĞİN HAZIRLANIŞI


Geleneksel Kıbrıs’ta, son 30 yıl içinde ekmeğin hazırlanışı tüm ev hanımlarının en az haftada bir yaptığı düzenli bir işlemdi. Fakirliğin çok olduğu ve buğdayın kıt olduğu dönemlerde, simit, arpa, kepek ve hatta bazı bitki kökleri un haline getirilip ekmek yapılırdı. Kıbrıs’ı 1894-1912 arası ziyaret eden Magda Ohnefalsch-Richter, þöyle demiştir, “Profesyonel fırıncılar sadece kasabalarda mevcuttur. Yine de bazı şehirli kadınlar özellikle Rum kadınlar ekmeklerini kendileri yapmayı tercih etmektedirler. Kahvehane ve köy bakkallarında müşteri ve yabancılara ev yapımı ekmeklerin satılmaya başlamış olmasına rağmen bu alışkanlık köylerde de böyledir”.

İyi bir hamura ulaşabilmek için ev hanımlarının bileklerini kullanarak çok yoğurmaları gerekmekteydi. Yoğurma işi bitince hamurun üzerine haç şekli çizilir, “İsa” peygamber telafuz edilir ve hamurun girmesi için bekletilirdi. Çarşamba ve Cuma günlerinin hamur yoğurmak için kötü olduğu batıl inancı yaygındı ve bu günlerde hamur yoğurmaktan kaçınılırdı. Ekmek somunları evin arka bahçesinde daha önceden odun ile yakılan taş fırınlarda pişirilirdi. Pişirme esnasında da emekleri ve malzemeleri boşa gitmemesi için yine değişik şekillerde Tanrıya sığınılır ve ondan yardım istenilirdi. Bazı köylerde fırın kapatılmadan önce kötülükleri yok etmek için haç şekli çizilir ve beyitler söylenirdi.

 


yukarı^

 

 

KİLİSE EKMEĞİ

“Artoi, prosfora ve pannihides” insanların dininde önemli yere sahiptirler. Inançlılar tarafından bunlar bir Azizi anmada ya da bir akraba anısına Kiliseye hediye edilirdi. Bir çok Kıbrıslı ev hanımı bu tür ekmekleri ev için yapılanlardan daha fazla titizlik ve inançla yoğururlardı. Evdeki en kaliteli malzemeyi kullanırlar ve tertemiz hazırlarlardı. Papazlar tarafından ‘High Communion’ töreninde kullanılan “Prosfora”, mayanın yanısıra üç malzeme ile yoğrulur, un tuz ve su. Bu ekmekleri karekterize eden iki unsur vardır. Bunlardan ilki ekmeğin tam ortasına yerleştirilen ve hristiyan ortodoks inancının önemli bir sembolunu taşıyan “?? ?? ?? ??” yani “İsa Kazanır” anlamını taşıyan damgadır. İkinci önemli unsur ise bu ekmeklerin üstü yumuşak ve parlak olmalıdır.

Dini ekmeklerden ikincisi ise “pannihides” ekmeğidir. Bunların dekorasyonu sanat eseri gibidir. Haç geometrik şekiller ve doğadan esinlenerek yapılan desenler, geleneksel desenler olup geleneksel yaratıcılığın ifadesi olarak ortaya çıkmaktaydı. Evhanımları bu tür ekmekleri yapmak için tüm becerilerini ortaya koyarlardı. Hatta en güzelini hangisi yapıp kiliseye götürecek diye hırslı rekabet içine girilirdi.

 
Bu iki dini ekmek türü Ortodoks Kilisesinin geleneklerinde derin bir şekilde yerleşmiş olmasından dolayı bu gün dahi inançlılar tarafından kiliseye sunulur. Küçük bir miktar ev hanımı bunları hala evde yoğurup hazırlamalarına rağmen diğerleri fırınlara siparış verirler. “Pannihida” ekmeğinin dekorasyonu geleneksel olandan farklı olmasına rağmen, günümüzde seri üretime geçildiğinden özentili dekorasyonlara zaman harcanamamaktadır.
Devamı: Dini Tatiller

 

yukarı^


DİNİ TATİLLER

Kıbrıslı ev hanımının en önemli meselesinden biri de çok önemli dini bayramlar olan Noel ve Paskalya için ekmek hazırlamaktı. Yapılan çeşitli ekmeklerin bayram masasında çok önemli yeri vardı. Ev hanımları yine tüm becerilerini ve hayal güçlerini sergileyerek çeşitli ekmekler yaparlardı. Aynı zamanda her ekmeğin de sembolik bir anlamı vardı. Bu semboller Hristiyanlık öncesine dayanan görüşler, hurafeler, ön yargılar, batıl inançlar alışkanlıklara dayanmaktaydı ve amaç da iyi ruhları çağırıp kötüleri yollatmaktı. Yoğurma işlemine Noel’den birkaç gün öncesinden başlanır ve dolayısıyle bayram havasına girilirdi. 

 

 

yukarı^

 

NOEL

Xristopsoma, gennopittes, koulouria isimli ekmekler yöresel geleneklere bağlı olarak çeşitli şekil ve isimlerde ada çapında yapılırdı. Noel paximadia adanın farklı yerlerinde “koumoula” diye bilinirdi, bunlar sadece Noel için değil lohusa ziyaretinde de ikram edilirdi. Buna ek olarak yumuşak ‘koulouria’ yapılırdı, başka bir deyişle buna “daktilies” denirdi. “Glistarkies” diye bilinenler ince hamur şeritlerinden daire şeklinde bükülerek üstüne haç çizilip susam ekilen ‘paximadia’ lardı. Son olarak, ‘koulouria’ ev hanımının hayal gücüne bağlı olarak çeşitli şekillerde yapılırdı, örneğin, “vortakouthkia” “kurbağ” demektir (bu ekmekle yağmur dileğinde bulunulurdu, bu da çifçiler için çok önemliydi), “athropouthkia” “küçük insanlar” demektir (Rum geleneği onları ölü insanların ruhları ile bağdaştırır), “zempilouthkia”, sepet, (bu ekmeğin ifadesi de ürünlerin kutsanmasını dilemek) (Panorama Laografias, Cilt B. “Oi Giortes tou Dodekaimerou” say. 171).

 

Bazı bölgelerde “koulouria” çeşitlerinden akraba ve Vaftiz çocuklara hediye etmek gelenekti. Bu ekmek çeşitlerinde şekil itibarıyle doğa ve günlük insan hayatlarından esinlenmiş olsalar dahi temel unsur olarak Hristiyanlığın en önemli sembolü olan haç şekli yer alırdı. “Stavrokouloura” (Haç şelindeki koulouria ), bazı köylerde tatil dönemi hem bayram dekorasyonu olarak hem de koruyucu olarak duvarlara asılırdı. Eski Yunanlı inancına göre buğday ve buğdayın yan ürünlerinin insanları kötülüklerden koruma gücü vardı. (Kypri & Protopapa, 1997, say. 86). Tatil döneminde insanlar özellikle kötülük yapan, yiyecek ve içeceklerini kirleten ve insanlara zarar verecek hareketlerde bulunan şeytan diye bilinen “kalikantzarous” lardan korkarlardı. Bu aynı hamurdan Noel arifesinde “vasilopitta” isimli pasta yaparlardı. Çok zengin dekorasyonu olan bu pasta tüm yıl boyunca sağlık ve mutluluk getirsin diye Aziz Vasilios anısına yapılırdı. Bu pastanın içine madeni para atarlardı; bu parayı bulanın yeni yılda şanslı olacağına inanılırdı. 

 

 

yukarı^

 

PASKALYA

Paskalya’ya ait “Koulouria” Noel’e ait olanlardan farklı değildir çünkü “glistarkies”, “stavrokouloura” ve de çeşitli “koulouria” ekmekleri Noel’de yapıldığı gibi yapılır. Bunlara ek olarak İsa’nın acılarını yansıtan dikenli teller ve zincirli eller gibi çeşitli “koulouria” yapılırdı. Aynı şekilde hayatı temsil ettiğine inanılan ortasına kırmızı yumurta yerleştirilen “koulouria” yapılırdı. Aynen Noel’de olduğu gibi akraba ve vaftiz çocuklara “koulouria” verilirdi.

 

yukarı^

 

 

 

HAYATIN ÖNEMLİ ZAMANLARINDA EKMEK

Kötü ruhları uzak tuttuğu, insanları kötülükten koruduğu, iyilik ve bereket getirdiğine ınanıldığı için, ekmek ve diğer buğday ürünleri, doğum, evlilik ve ölüm ile ilgili geleneklerde çok geniş yer almaktadır. Insanoğlunun hayatında çok önemli yeri olan bu dönün noktaları toplum gözünde kötü ruhların hedef aldığı dönemlerdi ve dolayısıyle bunların etrafında ön yargılar ve batıl inançlar geliştirildi ve bu önemli günlerin arzu edilen şekilde gelişmesini sağlayacak karşıtağı görevi yapan bazı hareketler oluşturuldu.

 

yukarı^

 

 

 

DOĞUM

Ekmek geleneksel damak tadının en kutsal unsurlardan biri olarak ve aynı zamanda günlük diyetin limitlerini aşan en kutsal unsur olarak bir sembol’e dönüştürülmüştür. Koruyucu değerleri sembolize eder ve sonunda da insanoğlunun en önemli dönüm noktası olan doğum döneminde kutsal bir kimliğe bürünür ve bu ortamda yerini alır. Geleneğe göre yeni anne ve yeni bebek 40 gün boyunca onlara zarar vermeğe hazırlanmış kötü ruhların tehlikesindedirler. Bu ve buna benzer durumlarda geleneksel adamın koruyucu meleği ekmektir. Kötülüğü önlemek ve ondan korumak için ekmek hem annenin hem de bebeğin yastığı üzerinde yerini alır. 

 

 

yukarı^

 

 

EVLİLİK

Evliliğin birçok geleneği arasında ekmeğin de özel bir yeri vardır. Bu törende amacına bağlı olarak ekmek birkaç değişik şekilde ortaya çıkar. Yemeğe eşlik edecekse ekmek, “paximadia” olarak yoğrulur, misafirlere ikram edilecekse, “glistarkes” olarak hazırlanırken, “koulouria” dekorasyon olarak değişik şekillerde hazırlanırdı ve aynı zamanda farklı semboller taşırlardı bunların yanısıra “prosfora” evliliğin kutsal töreninde kullanılmak üzere kilise için yoğrulurdu. Yeni evlilere mutluluk dilekleri bu işlemlerle ve ekmek çeşitleriyle ifade edilirdi. Butün bu işlem çok yorucu olduğundan yakın akraba ve dostların yardımlarına başvurulurdu. Böylece birlik ruhunun ne kadar gelişmiş olduğunu ve bu törenlerden dolayı ilişkilerin güçlenerek statukoyu sağlamlaştırdığını bir kez daha görebiliriz. 

 

yukarı^

 

 

ÖLÜM

Ekmeğin cenaze kültüründe de yeri var, ölmekte olan bir insanın yanına koyulur ve insan öldükten sonra dahi yanında kalır. Bazı köylerde ekmek mezarın üzerine bile bırakılırdı. Definden sonra (parigoria) “teselli”, ölünün canı icin verilirdi. Bu ikramda ekmek, şarap, hellim ve zeytin sunulurdu (bu gelenek hala bügün devam etmektedir). İnanca göre ekmek bıçak ile kesilmemelidir (Kypri & Protopapa, 1997, say. 227). Daha sonraları belirli aralıklarda ölüyü hatırlamak ve ruhunun affı için duaların okunduğu anma törenleri yapılır.

 

yukarı^

 

 

BÜGÜNKÜ EKMEK VE KAYBOLAN TILSIMI

Günümüz Kıbrıslıların yeme alışkanlıkları, farklı sosyal, politik ve ekonomik sebeblerden kaynaklanan değişikliklere uğramıştır. Yabancı örnekler, yeni yemek yeme alışkanlık ve davranışları, ve yeni yemek tarifleri hayatlarımızı istila ederek önemli ölçüde geleneksel ekmeğin hazırlanış ve tüketilişini etkilemiştir. Bu yetmezmiş gibi günümüz Kıbrıslının ekmeğe bakış açısını da değiştırmiştir. Bugün de Kıbrıslının yemek yeme alışkanlıkları arasında ekmek önemli bir yer almaktadır ancak diyetlerindeki en önemli temel unsur değildir. Gıda çeşitliliği ve bu gıdaların tüketiciye yönelik olmaları, eski nesillerin ekmeğe duydukları saygı ve kutsallığı ortadan kaldırmıştır. Günümüz Kıbrıslı ekmek yoğurarak yorulmaz çünkü onu fırından alabilir. Bunun yanısıra yüzlerce çeşit arasından seçme imkanı da ekmeğin değerinin düşmesine yol açmıştır. Ekmek “tılsımını” kaybetti. Artık yeni doğan bebek ve anne için koruyucu melek görevini yapmıyor, vaftiz çocuklara hediye olarak verilmiyor ve Noel’de dekorasyon olarak kullanılmıyor.


Geleneksel Kıbrıs’ta ekmek damak tadının en temel unsurlarından biri olduğundan ev hanımları onu daha dikkatli ve özen göstererek hazırlarlardı. Bugün fırınlarda seri üretimde sağlık güvenliği kurallarına riayet edilirken ekmek geleneksel anlamını yitirmiştir. Batıl inanç ve ön yargıları önemsemesek bile, yoğurma ve fırınlama işlemi eskiden olduğu gibi tılsımlı tören ile yapılmamaktadır. Kıbrıs’ta son onbeş yıl içindeki bolluk ve zenginlik “mahsulü” “üretilmiş ürüne” çevirdi ve önemini azalttı. Bugün bütün olarak somon somon ekmek çöpe atılırken 30 yıl önce böyle birşey duyulmamıştı bile.


Fırıncı ev hanımının yoğurma ve ekmek yapma görevini elinden tamamen almış bu meslek Kıbrıslılarca popular bir alan olmadığından genellikle yabancı işçiler tarafından yapılmaya başlanmış. Bu gerçek üretimin birinci ve ikinci aşamalarının birkaç alanında belirgindir ve zenginliği yansıtır, aynı zamanda Kıbrıs’ta son zamanlarda gelişen genel görüş açısını yansıtır.


Devamı: Ekmek yapımındaki geleneksel ve çağdaş işlemin karşılaştırılması.

 

yukarı^

 

EKMEK YAPIMINDAKİ GELENEKSEL VE ÇAĞDAŞ İŞLEMİN KARŞILAŞTIRILMASI.

Geleneksel ekmeğin çağdaş fırınlarda hazırlanışı genel olarak geleneksel yöntemlerle aynıdır. Farklılık, kullanılan araç ve gereçler ve ekmeğin hazırlanışındaki sürede yatmaktadır. Çünkü hamurun yoğrulmasından fırına verilişine kadar işlem makineler aracılığıyla yapılmaktadır. Maya kullanarak geleneksel yöntemde ekmek hazırlamak çok önemli derecede azalmıştır. Kıbrıs’ın en büyük fırınlarından birinin üretim bölüm şefi olan sayın Costas Savva’nın, verdiği bilgilere göre çağdaş fırınlar ekmeğin daha kısa sürede (yaklaşık bir saat içinde) kabarmasını sağlayan bira mayası kullanırlar, oysa gerçek mayanın ekmeği kabartması yaklaşık beş saat sürer. Bira mayası çok kısa sürede fırıncılara seri üretim yapma olanağını verir. Oysa bira mayası ile yoğrulan ekmeğin normal maya ile yoğrulanın yanında iki önemli dezavantajı vardır. Bu dezavantajlar ekmeğin tadı ve saklanmasıyla ilgilidir, çünkü geleneksel ekmeğin tadı hem daha tatlı hem de daha doyurucuydu ve üstelik bozulmadan daha uzun süre saklanabilirdi.

 

yukarı^

 

 

 

GELENEKSELE KARŞI ÇAĞDAŞ TÜKETİM ŞEKİLLERİ.

Geleneksel olarak ekmek günlük gıdaların ana bölümünü teşkil ederdi. Annemin bir teyzesi şöyle dedi “yemeğimizdi ve yoğurmadığımız zaman, yemek için onu bulamazdık”, bu yüzden ekmek somonları oldukça büyük yapılırdı. Kullanılan un gerekli olan bütün besinsel unsurları içerirdi ve bu yüzden vücudun temel ihtiyaçları karşılanırdı. Buna ilaveten, somonun büyük olmasındaki diğer bir neden de o zamanlar aileler daha büyüktü ve ekmek onlara birkaç gün yetmeliydi. Bir başka neden ise, tarlaya giderken, ekmeği yanlarında götürürlerdi ve orada işçilerle paylaşılırdı, ya da bir çok durumlarda ekmek işçiyi ödeme yöntemiydi, ve yeterince büyük olmalıydı. Bugün yemek çeşitlerinin çoğalmasıyla ekmek ana yemeklere eşlik etmektedir. Sonuç olarak hem çağdaş hem de geleneksel ekmek çeşitli boyutlarda hazırlanmaktadır, ancak günümüz fırınlarında bulunan büyük boy ekmekler bile geleneksel büyük boy ekmekten çok daha küçüktür, çünkü çağdaş Kıbrıslı masasında taze ve yumuşak ekmeği arzulamaktadır.


Bugün, tüketici damak tadına ve sağlık durumuna göre çok çeşit ekmek bulabilmektedir. Geleneksel ekmek türlerinden oldukça çeşitli türler hazırlanmaktadır örneğin, Noel için “daktilies”, “glistarkes”, “paximadia”, ve “xristopsoma”. Bunların yanısıra Fransız çubuğu, Vietnam ekmeği, toast ekmeği, Italyan ekmeği, kepekli ve mısır ekmeği gibi ithal malzemeler kullanılarak çok çeşitte yabancı ekmek de üretilmektedir. Bu yabancı ekmekler sayın Costas Savva’nın belirttiği gibi “artık yabancı değiller” ve geçmiş yıllara nazaran Kıbrıslılar tarafından artarak tüketilmektedirler. Bunun da sebebi Kıbrıslıların bakış açıları değişti veya daha sık seyahat ettiklerinden ötürü, veya öğrenci olarak yurt dışında yaşadıklarından dolayı ve genellikle yeni medeniyetleri öğrenme isteğinden dolayı, yabancı etkilere daha açıktırlar. Bu da yeni mutfakları tatmak ile sonuçlanır ve Kıbrıs’a dönüldüğünde bu damak alışkanlığı yine aranır. Buna ek olarak da Kıbrıs’lının bir özelliği de yabancı olan şeylere karşı duyulan hayranlıktır ve bu da yabancı malların yüksek oranda tüketilmesine yol açmaktadır.

 

yukarı^

 

 

EKMEK ÇEŞİTLERİ

Son yıllarda Kıbrıs fırınları, dünya çapında tesis edilmiş ekmekleri yapmakta ve daha öncede söylendiği gibi yüksek talebi karşılamakta. Onlara, Fırın jargonu arasında kullanılan “özellikli ekmekler” adı verilir, çünkü şeker hastalığı gibi özel hastalığı olanlar için özel malzemelerle üretilirler. Buna ek olarak, bu grup ekmeğin içinde “lüks ekmekler” denilen ve farklı damak tadlarına hitap eden Fransız çubuğu, Vietnam ekmeği, Italyan ekmeği, kepek ve toast ekmekleri yerlerini alırlar. Bu ekmek türlerinin ana özelliği, içine giren malzemenin onları geleneksel Kıbrıs ekmeğinden daha yumuşak yapmasıdır. Bu durumda günümüzün ekmeği ana yemek olarak kullanılmamaktadır ve bu sebepten dolayı da ekmek doyurucu bir yemek olarak hazırlanmamaktadır.

 

yukarı^

 

 

EKMEK VE KIBRISLI RUM KİMLİĞİ

Sayın Costas Savva’ya göre, Kıbrıs ekmeği yurtdışına ayrılmış olan ve İngiltere’nin Londra şehrinde ve Avustralya’nın Melbourne ve Sydney şehirlerinde yabancı toplumlarla yaşayan Kıbrıs’lılar tarafından tercih edilmektedir. Bu gerçek ekmeğin Kıbrıs kültürünün ana unsuru olduğunu kanıtlar ve ülke ve kimliğimizle yakından ilişkilidir. Tüm değerler, anılar bireysel ve sosyal tarih bunun içinde yer almaktadır. Yetiştirdiğin birşeyi yemek anıları uyandırır ve bir yere bağlı olma hissi verir. Yabancı ülkelerde yaşayanlar için bu tür ekmeğin tadına bakmak uzakta olan vatanının tadına bakmak gibi olur. Ve seni vatanına yakın hissetmeni sağlarken, sana ve çevrendekilere köklerinin nerede olduğunu vurgular. Yine eşit derecede önemli bir gerçek de geleneksel kıbrıs ekmeği hem kuzey bölgesindeki Kıbrıslı Türkler tarafından hem de Turkiye’nin sahil bölgelerindeki Türkler tarafından da yapılmaktadır. Bu da iki medeniyetin bir zamanlar yanyana yaşamış olmalarından ötürü aralarındaki tarih ve etkileşimi göstermektedir. 

 

yukarı^

 

 

 

KAYNAKÇA

 

 

- under construction