![]() |
|
| |
|
EKMEK VE GELENEKSEL HAYAT
Kıbrıs kültüründe ekmeğin önemi KIBRIS KÜLTÜRÜNDE EKMEĞİN ÖNEMİGeleneksel Kıbrıs Rum toplumunda ekmek hayatın her alanında yer almaktadır:Paskalya ve Noel gibi en önemli dini bayramlarda; evlilik, doğum ölüm gibi hayatın önemli dönüm noktalarında; günlük hayatımızdaki değişik faaliyetlerde örneğin çiftçilerin faaliyetlerinin başlangıç ve bitiminde;insanların ilaçlarında; kötü ruhları uzak tutmada ve son olarak da (becerikli) evhanımlarını tespit etmekte kullanılmaktaydı. Bu aktivitelerin her birinde ekmeğin farklı konumu ve anlamı vardır, ancak aynı zamanda insanların yaratıcılığının ifadesidir ve yapılan hazırlık ve işlemler insanların Yüce Tanrıya karşı olan estetiklerini ve inançlarını yansıtır.
MAYAHer türlü ekmek hamurunun yoğrulmasındaki başlıca unsur olan maya,
günler öncesinden yoğrulmuş ve girmiş hamurdan elde edilirdi. Bu girmiş
hamur parçası yeni hamurun girmesine yardımcı olmakla ekmeğe lezzet ve
yumuşaklık katardı. İlk önce mayalı hamur ceviz büyüklüğünde küçük bir
parça haline getirilir buna da ‘anatzinizan’ denilirdi, yani üç, beş veya
yedi gün aralıksız su ve un ilave edilerek yenilenirdi, (gün sayısı tek
sayı olmalıydı). Elde edilen mayanın hiçbir zaman tümü kullanılmaz her
zaman bir sonraki işlem için bir miktar ayrılırdı. “Maya kutsal sayılıp
evlerine, Tanrı’nın gönderdiği bir nimet olarak algılanırdı,” (Kypri &
Protopapa,
MAYA KONUSUNDA İNANÇLARTüm evhanımlarının başlıca kaygısı evin günlük ihtiyacını gidermek için yapılan ekmeğin yanısıra Kıbrıs’lı Rum hanımları, kiliseye yapılan ekmekler için hazırlanan mayanın hem kelime anlamıyla hem de mecazi olarak temiz tutulabilmesi için kaygılanmaktaydılar. Ekmek yoğuran kadın kesinlikle regil döneminde olmamalı çünkü bu kirlilik olarak kabul edilip mayanın da her iki anlamda (gerçek ve mecazi) olarak kirleneceğine inanılırdı. Aynı şekilde hamur yoğuracak olan kadın bu işlemi yapmadan son üç gün öncesine kadar kocası ile birlikte olmaması gerekmekteydi, dolayısıla bir çok köylerde hamur ya genç kızlar ya da yaşlı kadınlar tarafından yoğrulurdu. Buna ek olarak yılın belirli günleri hamur yoğumak için uygun olmadığı düşünülür ve bu günlerden kaçınılırdı. Maya konusunda diğer batıl inançlar ise gece vakti veya hazırlanışından sonra kırk gün geçmeden kimseye maya verilmezdi çünkü bu hareketin evlere büyük sorunlar getireceğine inanılırdı.
EKMEĞİN HAZIRLANIŞI
İyi bir
hamura ulaşabilmek için ev hanımlarının bileklerini kullanarak çok
yoğurmaları gerekmekteydi. Yoğurma işi bitince hamurun üzerine haç şekli
çizilir, “İsa” peygamber telafuz edilir ve hamurun girmesi için
bekletilirdi. Çarşamba ve Cuma günlerinin hamur yoğurmak için kötü olduğu
batıl inancı yaygındı ve bu günlerde hamur yoğurmaktan kaçınılırdı. Ekmek
somunları evin arka bahçesinde daha önceden odun ile yakılan taş
fırınlarda pişirilirdi. Pişirme esnasında da emekleri ve malzemeleri boşa
gitmemesi için yine değişik şekillerde Tanrıya sığınılır ve ondan yardım
istenilirdi. Bazı köylerde fırın kapatılmadan önce kötülükleri yok etmek
için haç şekli çizilir ve beyitler söylenirdi.
KİLİSE EKMEĞİ“Artoi, prosfora ve pannihides” insanların dininde önemli yere sahiptirler. Inançlılar tarafından bunlar bir Azizi anmada ya da bir akraba anısına Kiliseye hediye edilirdi. Bir çok Kıbrıslı ev hanımı bu tür ekmekleri ev için yapılanlardan daha fazla titizlik ve inançla yoğururlardı. Evdeki en kaliteli malzemeyi kullanırlar ve tertemiz hazırlarlardı. Papazlar tarafından ‘High Communion’ töreninde kullanılan “Prosfora”, mayanın yanısıra üç malzeme ile yoğrulur, un tuz ve su. Bu ekmekleri karekterize eden iki unsur vardır. Bunlardan ilki ekmeğin tam ortasına yerleştirilen ve hristiyan ortodoks inancının önemli bir sembolunu taşıyan “?? ?? ?? ??” yani “İsa Kazanır” anlamını taşıyan damgadır. İkinci önemli unsur ise bu ekmeklerin üstü yumuşak ve parlak olmalıdır. Dini ekmeklerden ikincisi ise “pannihides” ekmeğidir. Bunların dekorasyonu sanat eseri gibidir. Haç geometrik şekiller ve doğadan esinlenerek yapılan desenler, geleneksel desenler olup geleneksel yaratıcılığın ifadesi olarak ortaya çıkmaktaydı. Evhanımları bu tür ekmekleri yapmak için tüm becerilerini ortaya koyarlardı. Hatta en güzelini hangisi yapıp kiliseye götürecek diye hırslı rekabet içine girilirdi.
DİNİ TATİLLER Kıbrıslı ev hanımının en önemli meselesinden biri de çok önemli dini
bayramlar olan Noel ve Paskalya için ekmek hazırlamaktı. Yapılan çeşitli
ekmeklerin bayram masasında çok önemli yeri vardı. Ev hanımları yine tüm
becerilerini ve hayal güçlerini sergileyerek çeşitli ekmekler
yaparlardı. Aynı zamanda her ekmeğin de sembolik bir anlamı vardı. Bu
semboller Hristiyanlık öncesine dayanan görüşler, hurafeler, ön
yargılar, batıl inançlar alışkanlıklara dayanmaktaydı ve amaç da iyi
ruhları çağırıp kötüleri yollatmaktı. Yoğurma işlemine Noel’den birkaç
gün öncesinden başlanır ve dolayısıyle bayram havasına girilirdi.
NOELXristopsoma, gennopittes, koulouria isimli ekmekler yöresel geleneklere bağlı olarak çeşitli şekil ve isimlerde ada çapında yapılırdı. Noel paximadia adanın farklı yerlerinde “koumoula” diye bilinirdi, bunlar sadece Noel için değil lohusa ziyaretinde de ikram edilirdi. Buna ek olarak yumuşak ‘koulouria’ yapılırdı, başka bir deyişle buna “daktilies” denirdi. “Glistarkies” diye bilinenler ince hamur şeritlerinden daire şeklinde bükülerek üstüne haç çizilip susam ekilen ‘paximadia’ lardı. Son olarak, ‘koulouria’ ev hanımının hayal gücüne bağlı olarak çeşitli şekillerde yapılırdı, örneğin, “vortakouthkia” “kurbağ” demektir (bu ekmekle yağmur dileğinde bulunulurdu, bu da çifçiler için çok önemliydi), “athropouthkia” “küçük insanlar” demektir (Rum geleneği onları ölü insanların ruhları ile bağdaştırır), “zempilouthkia”, sepet, (bu ekmeğin ifadesi de ürünlerin kutsanmasını dilemek) (Panorama Laografias, Cilt B. “Oi Giortes tou Dodekaimerou” say. 171).
Bazı bölgelerde “koulouria” çeşitlerinden
akraba ve Vaftiz çocuklara hediye etmek gelenekti. Bu ekmek çeşitlerinde
şekil itibarıyle doğa ve günlük insan hayatlarından esinlenmiş olsalar
dahi temel unsur olarak Hristiyanlığın en önemli sembolü olan haç şekli
yer alırdı. “Stavrokouloura” (Haç şelindeki koulouria ), bazı köylerde
tatil dönemi hem bayram dekorasyonu olarak hem de koruyucu olarak
duvarlara asılırdı. Eski Yunanlı inancına göre buğday ve buğdayın yan
ürünlerinin insanları kötülüklerden koruma gücü vardı. (Kypri &
Protopapa, 1997, say. 86). Tatil döneminde insanlar özellikle kötülük
yapan, yiyecek ve içeceklerini kirleten ve insanlara zarar verecek
hareketlerde bulunan şeytan diye bilinen “kalikantzarous” lardan
korkarlardı. Bu aynı hamurdan Noel arifesinde “vasilopitta” isimli pasta
yaparlardı. Çok zengin dekorasyonu olan bu pasta tüm yıl boyunca sağlık
ve mutluluk getirsin diye Aziz Vasilios anısına yapılırdı. Bu pastanın
içine madeni para atarlardı; bu parayı bulanın yeni yılda şanslı
olacağına inanılırdı.
PASKALYA Paskalya’ya ait “Koulouria” Noel’e ait olanlardan farklı değildir
çünkü “glistarkies”, “stavrokouloura” ve de çeşitli “koulouria”
ekmekleri Noel’de yapıldığı gibi yapılır. Bunlara ek olarak İsa’nın
acılarını yansıtan dikenli teller ve zincirli eller gibi çeşitli
“koulouria” yapılırdı. Aynı şekilde hayatı temsil ettiğine inanılan
ortasına kırmızı yumurta yerleştirilen “koulouria” yapılırdı. Aynen
Noel’de olduğu gibi akraba ve vaftiz çocuklara “koulouria” verilirdi.
HAYATIN ÖNEMLİ ZAMANLARINDA EKMEK Kötü ruhları uzak tuttuğu, insanları kötülükten koruduğu, iyilik ve
bereket getirdiğine ınanıldığı için, ekmek ve diğer buğday ürünleri,
doğum, evlilik ve ölüm ile ilgili geleneklerde çok geniş yer almaktadır.
Insanoğlunun hayatında çok önemli yeri olan bu dönün noktaları toplum
gözünde kötü ruhların hedef aldığı dönemlerdi ve dolayısıyle bunların
etrafında ön yargılar ve batıl inançlar geliştirildi ve bu önemli
günlerin arzu edilen şekilde gelişmesini sağlayacak karşıtağı görevi
yapan bazı hareketler oluşturuldu.
DOĞUM Ekmek geleneksel damak tadının en kutsal unsurlardan biri olarak ve
aynı zamanda günlük diyetin limitlerini aşan en kutsal unsur olarak bir
sembol’e dönüştürülmüştür. Koruyucu değerleri sembolize eder ve sonunda
da insanoğlunun en önemli dönüm noktası olan doğum döneminde kutsal bir
kimliğe bürünür ve bu ortamda yerini alır. Geleneğe göre yeni anne ve
yeni bebek 40 gün boyunca onlara zarar vermeğe hazırlanmış kötü ruhların
tehlikesindedirler. Bu ve buna benzer durumlarda geleneksel adamın
koruyucu meleği ekmektir. Kötülüğü önlemek ve ondan korumak için ekmek
hem annenin hem de bebeğin yastığı üzerinde yerini alır.
EVLİLİK Evliliğin birçok geleneği arasında ekmeğin de özel bir yeri vardır. Bu
törende amacına bağlı olarak ekmek birkaç değişik şekilde ortaya çıkar.
Yemeğe eşlik edecekse ekmek, “paximadia” olarak yoğrulur, misafirlere
ikram edilecekse, “glistarkes” olarak hazırlanırken, “koulouria”
dekorasyon olarak değişik şekillerde hazırlanırdı ve aynı zamanda farklı
semboller taşırlardı bunların yanısıra “prosfora” evliliğin kutsal
töreninde kullanılmak üzere kilise için yoğrulurdu. Yeni evlilere
mutluluk dilekleri bu işlemlerle ve ekmek çeşitleriyle ifade edilirdi.
Butün bu işlem çok yorucu olduğundan yakın akraba ve dostların
yardımlarına başvurulurdu. Böylece birlik ruhunun ne kadar gelişmiş
olduğunu ve bu törenlerden dolayı ilişkilerin güçlenerek statukoyu
sağlamlaştırdığını bir kez daha görebiliriz.
ÖLÜM Ekmeğin cenaze kültüründe de yeri var, ölmekte olan bir insanın yanına
koyulur ve insan öldükten sonra dahi yanında kalır. Bazı köylerde ekmek
mezarın üzerine bile bırakılırdı. Definden sonra (parigoria) “teselli”,
ölünün canı icin verilirdi. Bu ikramda ekmek, şarap, hellim ve zeytin
sunulurdu (bu gelenek hala bügün devam etmektedir). İnanca göre ekmek
bıçak ile kesilmemelidir (Kypri & Protopapa, 1997, say. 227). Daha
sonraları belirli aralıklarda ölüyü hatırlamak ve ruhunun affı için
duaların okunduğu anma törenleri yapılır.
BÜGÜNKÜ EKMEK VE KAYBOLAN TILSIMIGünümüz Kıbrıslıların yeme alışkanlıkları, farklı sosyal, politik ve ekonomik sebeblerden kaynaklanan değişikliklere uğramıştır. Yabancı örnekler, yeni yemek yeme alışkanlık ve davranışları, ve yeni yemek tarifleri hayatlarımızı istila ederek önemli ölçüde geleneksel ekmeğin hazırlanış ve tüketilişini etkilemiştir. Bu yetmezmiş gibi günümüz Kıbrıslının ekmeğe bakış açısını da değiştırmiştir. Bugün de Kıbrıslının yemek yeme alışkanlıkları arasında ekmek önemli bir yer almaktadır ancak diyetlerindeki en önemli temel unsur değildir. Gıda çeşitliliği ve bu gıdaların tüketiciye yönelik olmaları, eski nesillerin ekmeğe duydukları saygı ve kutsallığı ortadan kaldırmıştır. Günümüz Kıbrıslı ekmek yoğurarak yorulmaz çünkü onu fırından alabilir. Bunun yanısıra yüzlerce çeşit arasından seçme imkanı da ekmeğin değerinin düşmesine yol açmıştır. Ekmek “tılsımını” kaybetti. Artık yeni doğan bebek ve anne için koruyucu melek görevini yapmıyor, vaftiz çocuklara hediye olarak verilmiyor ve Noel’de dekorasyon olarak kullanılmıyor.
EKMEK YAPIMINDAKİ GELENEKSEL VE ÇAĞDAŞ İŞLEMİN KARŞILAŞTIRILMASI. Geleneksel ekmeğin çağdaş fırınlarda hazırlanışı genel olarak
geleneksel yöntemlerle aynıdır. Farklılık, kullanılan araç ve gereçler
ve ekmeğin hazırlanışındaki sürede yatmaktadır.
Çünkü hamurun
yoğrulmasından fırına verilişine kadar işlem makineler aracılığıyla
yapılmaktadır. Maya kullanarak geleneksel yöntemde ekmek hazırlamak çok
önemli derecede azalmıştır. Kıbrıs’ın en büyük fırınlarından birinin
üretim bölüm şefi olan sayın Costas Savva’nın, verdiği bilgilere göre
çağdaş fırınlar ekmeğin daha kısa sürede (yaklaşık bir saat içinde)
kabarmasını sağlayan bira mayası kullanırlar, oysa gerçek mayanın ekmeği
kabartması yaklaşık beş saat sürer. Bira mayası çok kısa sürede
fırıncılara seri üretim yapma olanağını verir. Oysa bira mayası ile
yoğrulan ekmeğin normal maya ile yoğrulanın yanında iki önemli
dezavantajı vardır. Bu dezavantajlar ekmeğin tadı ve saklanmasıyla
ilgilidir, çünkü geleneksel ekmeğin tadı hem daha tatlı hem de daha
doyurucuydu ve üstelik bozulmadan daha uzun süre saklanabilirdi.
GELENEKSELE KARŞI ÇAĞDAŞ TÜKETİM ŞEKİLLERİ.Geleneksel olarak ekmek günlük gıdaların ana bölümünü teşkil ederdi. Annemin bir teyzesi şöyle dedi “yemeğimizdi ve yoğurmadığımız zaman, yemek için onu bulamazdık”, bu yüzden ekmek somonları oldukça büyük yapılırdı. Kullanılan un gerekli olan bütün besinsel unsurları içerirdi ve bu yüzden vücudun temel ihtiyaçları karşılanırdı. Buna ilaveten, somonun büyük olmasındaki diğer bir neden de o zamanlar aileler daha büyüktü ve ekmek onlara birkaç gün yetmeliydi. Bir başka neden ise, tarlaya giderken, ekmeği yanlarında götürürlerdi ve orada işçilerle paylaşılırdı, ya da bir çok durumlarda ekmek işçiyi ödeme yöntemiydi, ve yeterince büyük olmalıydı. Bugün yemek çeşitlerinin çoğalmasıyla ekmek ana yemeklere eşlik etmektedir. Sonuç olarak hem çağdaş hem de geleneksel ekmek çeşitli boyutlarda hazırlanmaktadır, ancak günümüz fırınlarında bulunan büyük boy ekmekler bile geleneksel büyük boy ekmekten çok daha küçüktür, çünkü çağdaş Kıbrıslı masasında taze ve yumuşak ekmeği arzulamaktadır.
EKMEK ÇEŞİTLERİ Son yıllarda Kıbrıs fırınları, dünya çapında tesis edilmiş ekmekleri
yapmakta ve daha öncede söylendiği gibi yüksek talebi karşılamakta.
Onlara, Fırın jargonu arasında kullanılan “özellikli ekmekler” adı
verilir, çünkü şeker hastalığı gibi özel hastalığı olanlar için özel
malzemelerle üretilirler. Buna ek olarak, bu grup ekmeğin içinde “lüks
ekmekler” denilen ve farklı damak tadlarına hitap eden Fransız çubuğu,
Vietnam ekmeği, Italyan ekmeği, kepek ve toast ekmekleri yerlerini
alırlar. Bu ekmek türlerinin ana özelliği, içine giren malzemenin onları
geleneksel Kıbrıs ekmeğinden daha yumuşak yapmasıdır. Bu durumda
günümüzün ekmeği ana yemek olarak kullanılmamaktadır ve bu sebepten
dolayı da ekmek doyurucu bir yemek olarak hazırlanmamaktadır.
EKMEK VE KIBRISLI RUM KİMLİĞİ Sayın Costas Savva’ya göre, Kıbrıs ekmeği yurtdışına ayrılmış olan ve
İngiltere’nin Londra şehrinde ve Avustralya’nın Melbourne ve Sydney
şehirlerinde yabancı toplumlarla yaşayan Kıbrıs’lılar tarafından tercih
edilmektedir. Bu gerçek ekmeğin Kıbrıs kültürünün ana unsuru olduğunu
kanıtlar ve ülke ve kimliğimizle yakından ilişkilidir. Tüm değerler,
anılar bireysel ve sosyal tarih bunun içinde yer almaktadır.
Yetiştirdiğin birşeyi yemek anıları uyandırır ve bir yere bağlı olma
hissi verir. Yabancı ülkelerde yaşayanlar için bu tür ekmeğin tadına
bakmak uzakta olan vatanının tadına bakmak gibi olur. Ve seni vatanına
yakın hissetmeni sağlarken, sana ve çevrendekilere köklerinin nerede
olduğunu vurgular. Yine eşit derecede önemli bir gerçek de geleneksel
kıbrıs ekmeği hem kuzey bölgesindeki Kıbrıslı Türkler tarafından hem de
Turkiye’nin sahil bölgelerindeki Türkler tarafından da yapılmaktadır. Bu
da iki medeniyetin bir zamanlar yanyana yaşamış olmalarından ötürü
aralarındaki tarih ve etkileşimi göstermektedir.
KAYNAKÇA
- under construction
|
|
![]() |
|
| |
|
![]() |
![]() |
| |
|