Language EN | GR | TU

yeme aliskanliklari

 

Kıbrıs’lı-Rum yeme alışkanlıklarının tarihi.
 

Bu makalenin esas amacı Kıbrıs’ta son atmış yılda, özellikle 1940’lı, 1970’li ve 2000’li yıllar üzerinde durarak yeme alışkanlıklarının uğradığı değişimi kısaca aktarmaktır.


1940’LARDA YEME ALIŞKANLIKLARI

1940’lı yılların en belirgin yemekleri köfte, dolma, fırında patates, bezelye, bulgur, tarhana, Fırın yemekleri, ızgara, baklagiller ve karnabahardı. Ilginçtir ki bu yemeklerin tüketimi insanlar arasında olan ilişkiyi de belirlerdi. Yani Kıbrıs’lı-Rumlar yemeklerini, oruç günleri (Pazatesi, Çarsamba, ve Cuma) ve oruç günleri olmayan (Salı, Perşembe, Pazar) günlerine göre düzenlerlerdi. Bunun da ötesinde yemeğe başlamadan önce dua ederler, beraber yemek yerler ve masada özel yerlerde otururlardı. Evin reisi baba (eve ekmek getiren olarak), masanın bir basinda otururdu diğer başında ailenin en büyük oğlu, babanın s
ağ yanında evin hanımı olan anne (yemek pişiren) ve kız da annenin yanında otururdu. Masa aile üyeleri arasındaki ve aile ile ev arasıdaki ilişkiyi gösterirdi. Böylece yemek sadece tat ve beslenmek için değil aynı zamanda insanlar arasındaki ilşkiyi kurmak ya da yansıtmak içindi. Dini uygulamaları ve aile toplantılarını yansıttıklarından dolayı olmalıdır ki Pizza yerine yukarıda sözü geçen yemekler örneğin dolma ve kızartma önem kazanmışdır.
 

 

yukarı

 

1970’LERDE YEME ALISKANLIKLARI

1970’lerde sosyal iliskiler degisime ugrayinca, insanlarin yemek ile olan iliskisinin de degisime ugramasina sasilmamali Ilk once oruç günü sayilan Pazartesi gününde baklagil yenirdi. Çarsamba ve Cumalari da oruç günleri olmalarina ragmen baklagil yerine bu günlerde balik yenmeye baslandi. Bunun ötesinde bu üç gün oruç günleri olarak önemlerini yitirdiler ancak bazi durumlarda insanlar etten kaçinmak için balik veya baklagil yerdi. Bir baska önemli nokta ise 1970’li yillarda sebze tüketimi oldukça azalmisti. Insanlarin yemek yeme programi da esnek oldu ve son olarak Kibrisli-Rumlar disarda yemeye basladilar.

 

yukarı

 

2000’LERDE YEME ALIŞKANLIKLARI

Değişim günümüze kadar sürdü ve yeme programının terkiyle, yemek öncesi duaların nadirleşmesiyle, hazır ve lokanta yemeklerinin yaygınlaşmasıyla sonuçlandı.


Sabah Kıbrıs kavesi ile değil, neskafe ve tereyağlı, reçelli, peynirli dilimlenmiş ekmek ile başlar. Haftanın günleri artık oruç günleri ve oruç olmayan günler olarak ayrılmıyor. Pazartesi’leri sebze günü oldu, bunun da sebebi hafta sonunda yoğun yenilen etten daha farklı bir yemek yensin diyedir. Bazi evler Çarsamba günleri baklagil pisirir ancak bu da oruç tutmak için değil yine hafta sonu yoğun et yendiği içindir. Baklagillerin tüketimi son derece azalmakla birlikte bazi evlerde sadece ayda bir veya iki kez yenmektedir. Diger günlerde ise et, köfte, dolma, haşlanmış tavuk şeklinde, veya bezelye ve kolokas ile pişirilerek tüketilmektedir. Ancak makarna çeşitleri, biftek, hamburger, pizza gibi mayonez ve keçap sosları ile birçok değişik yemek türemiştir. Bu tür yiyecekler bazı evlerin sofralarında önemli oranda egemendir. Aile üyelerinin değisik tecihlerinin olmasına bağli olabilir. Örneğin bazı Kıbrıs’lı Rumlar artık evlerinde baklagil pişirmezler çünkü bu tür yemekleri çocukları sevmez.


Hafta içindeki yeme alışkanlıklarının değişimi yanısıra oruç tutanlar (artık birçoğu oruç tutmaz) oruç günlerini Noel ve Paskalyadan bir hafta öncesiyle sınırladılar. Bu insanlar genellikle haşlanmış veya kızarmış patates, haşlanmış sebze, çorba, mantar tüketirler veya dışardan vejeteryan gıdalar alırlar.

 

yukarı

 

NOEL VE PASKALYA

1930 ve 40’larda Noel ve Paskalya zamanı genel olarak kavurma, avyolemoni çorbasi ve macun, lokma, pishies ve dhaktila gibi tatlılar tüketilirdi. kavurma temel yemekti ve Noel günü yenirdi. Esasen bu yemek körpe kuzu etinden yapılırdı. Bunun da sebebi körpe et pişdiğinde daha yumuşak olurdu. Noel döneminde kuzu oğlağa tercih edilirdi çünkü kuzu oğlaktan önce doğardi. Oğlak ise Paskalya dönemi için daha uygundu.
kavurma’nin hazırlanışı oldukça vakit alıcıylı. Et üç saat boyunca şarapta bekletilir ve daha sonra yağ ve tereyağinda pişirilirdi. Et çok yavas pişirildikten sonra daha önce içinde bekletilen şarap üstüne dökülür ve pişirilmeye devam edilirdi. Adının kavurma olması etin kızartılarak pişirilmesinden dolayıdr [kaourtismeno]. Pişmiş kavurma’nin suyu ise mavri avyolemoni isminde bir çeşit çorba yapmak için kullanılırdı, bu çorbaya yumurta su ve limon eklenirdi. Ancak kavurma yapmak için hayvanın tümünü kullanmazlardı. Bazi bölümlerini ayırırlar geriye kalanı el makinesi ile kiyarlardi ve bu kıyma ile dolma , köfte ve bazende firinda kiymali makarna yaparlardi. Kavurma ve avyolemoni dışında, Noel yemeklerinde domatesli soğanlı ciğer (satın aldıkları körpe kuzunun ciğerini) piiirirlerdi. Noel yemeği, ylika tou koutaliou, dhaktila ve kurabiye gibi tatlilarla tamamlanirdi. O zamanlar Noel pastası pişirmezlerdi ve onu on veya yirmi yıl sonra ögrendiler.


Bir Ocak’ta (Aziz Basil’in gününde) yeni yıl yemeği aşağı yukarı Noel yemeğinin aynısıydı. Tek fark ise kaourmas yerine ızgara pişirebilirlerdi. Buna ek olarak daire şeklinde ve ortasında haç şekli olan vasilopitta isminde Aziz Basil ekmeği, yaparlardı. Sembolik olarak vasilopitta’nın ilk parçası fakirlere aitti, ikinci parçası eve, üçüncü parçası aileye ve dördüncü parçası da misafirlere verilirdi. 6 Ocak’ta (Phota), lokmades (lokma) yapılırdı. Lokma hamur ve şerebetten yapılan özel bir tatliydi ve kalıkantzari için yapilirdi. Kalikantzari “cüceye benzeyen zararlı yaratıktlardı ve inanca göre onlar baptis edilmeyen çocukların veya öldükten sonraki gece onları bekleyecek birisi bulunmayan yetişkinlerin ruhlarıydı" [Aziz Paul Cassia, sayfa. 290]. Bu ruhların kızgınlığı, yiyeceklerle yatıştırılmalıydı. Lokmades’in öz malzemesi kutsal ekmek olduğundan ruhların kızgınlığı bu şekilde dindirilebilineceğine inanılırdı 1940 Paskalyalarında, Kıbrıs’lı-Rumlar, birkaç çesit daha ekleyerek Noel’de pişirdiklerinin aynısını pişirirlerdi. Örneğin yine kaourmas, ciğer, kuabiye, ylika tou koutaliou v.s pişirirlerdi, ancak, hamur peynir ve üzümden yapılan ve fırında pişirilen flaounes de yaparlardı. Flanounes kahvaltıda veya misafirlere ikram için kullanılırdı.


1970’li yıllarda, Kıbrıs’lı-Rumlar Noel ve Paskalya yemek ve tatlılarını korumakla birlikte yeni tür yemekler pişirmeye başladılar. Noel ve Paskalya’da eskiden olduğu kadar kaourmas yapmamaya başladılar, bunun yerine ızgara, dolma, patates, fırında kıymalı makarna ve salata yaptılar. Mayonez ve ketçap gibi soslar satın almaya başladılar. Kurabiye, vassilopitta, lokma ve daktila gibi tatlılar yapmaya devam ettiler. Birkaç yıl sonra, 1980’lerin başında Noel pastasını, melomakarouna, finikota, reçelli bisküvi ve vasilopita (ekmek olarak degil de pasta olarak) yapmaya basladilar.
 

1970’lerde Noel değişime uğramış gibi görünsede Paskalya uğramamıştır. Paskalyada gözlemnenen tek farklılık flaounes ve etin pişirildigi fırındı. 1934 yılında fırın evin dışında çamurdan (kilden) ve hasırdan yapılır ve odun ile yakılırken, 1970’lerde fırın elektrikli veya gazlı oldu. Bu farklılık yemeğin tadında değişikliğe yol açmış olabilir.
 

2000’li yılların Noel’inde Kıbrıs’lı-Rumlar 1970’lerin yemeklerini pişirmekle birlikte bunun yanısıra masalarında hindi, mayonez, ketçup ve meşrubatın yeri önemlidir. Bazı evlerde cheese-cake (peynirli pasta) ve çikolata parçalı bisküviler eksik olmazken diğerleri kurabiye, melomakarouna, lokma Noel pastalarını pastanelerden satın almaya başladılar. Paskalya’da ana yemek söz konusu olduğunda benzer bir yöntem takip edilirken bazı Kıbrıs’lı-Rumlar flaounes’lerini pastanelerden satın alırken bazılarına ise yaşlı akrabası (genellikle anne ya da nene) pişirir.

 

yukarı

 

DEĞİŞİMİ ANLAMAK

Yeme alışkanlıklarında gözlemlediğimiz değişimin tedrici (?????) artişinin altında birçok neden yatmaktadır. Ilk önce dua gibi dini uygulamaların bilim ve eğitim etkisiyle eski önemini ortadan kaldırdı. İkinci olarak, çoğu kez eğitim çocukları çok küçük yasta evden uzaklaştırdığı için aile toplantılarının gerçekleşmesini zorlaştırdı ve üçüncü olarak da teknoloji ve de buzdolabı geçmişin yemek yeme programını daha esnek kıldı. Son olarak, turizm ve seyahat etmek Kıbrıs’lı–Rumları bazı yabancı gıdalara maruz bıraktı ve böylece kebap ile mayonezin ve pourkouri ile springroll’un kullanımını sağladı. Özet olarak, din, eğitim, teknoloji ve ulaşımdaki değişimler, sosyal ilişkileri değiştirirken insanların da yemek ile olan ilişkilerini farklılaştırdı.

 

yukarı

 

MAIRKO: GELENEKSEL KIBRIS RUM LOKANTASI

Bu makale Lefkoşa’daki “mairko’ya” menü, müşteriler, mutfak aletleri, iç dekor ve bulunduğu yer bakımından kısaca değinmeyi hedefler.

 

Mairko’nun menü ve misyonu
 

Mairko kelimesi öğle yemeğinin pişirilip halka sunulduğu yer demektir. Mairko ve lokanta arasındaki en önemli farklılık mairko’nun genellikle dolma, bulgur, baklagiller, kolokas, tava, ylika tou koutaliou [Kıbrıs Tatlıları] v.s gibi ev yemekleri sunmasıdır. Tabii, lokanta gibi gece de çalışan mairko’lar vardır. Bu gibi durumlardaki mairko gece yemeğinde kebap, pirzola gibi ızgara yemekleri de sunabilir.

 

yukarı

 

 

MÜŞTERİLER

Mairko’lar veya laiko estiatorio [halk lokantaları] genellikle öğle yemeği sunduklarğ için diğer lokantalarla karşılaştırıldıkları zaman müşterileri farklıdır. Daha da açmak gerekirse mairko müsterileri mairko’nun bulunduğu bölgede çalışan işçilerdir. Alışagelmiş ve ekonomik Kıbrıs yemekleri arayan işçiler öğle yemekleri için mairko’yu ziyaret ederler. Geçmişte, Lefkoşa’nın hisar içine gerek ürünlerini satmak için gerekse ailesine gıda almak üzere ya da tarlasına tohum almak için şehre gelen köylülere de mairko’lar cazip gelirdi.

 

 

yukarı

 

 

MUTFAK ARAÇ GEREÇLERİ VE İŞÇİLER

Mairko’nun araç gereçleri gaz fırını, birkaç başlı gaz ocağı bilinen çatal, bıçak, tabak ve bardaklardan oluşur. Sahipleri malzemeleri genellikle Lefkoşa’nın eski bölgesindeki dükkanlardan satın alırlar daha sonra hazırlar ve pişirirler. Bir başka deyişle bu gibi yerlerin sahipleri (genellikle evli bir çift) mairko’larinda aşçı ve garsondurlar ve nadiren başka işçi çalıştırırlar.

 

yukarı

 

IÇ DEKOR

Mairko’ların iç dekoru mairko ve gelenek arasında bir bağ kurmak için eski mutfak aletleri ve Kıbrıs’ın kırsal kesiminin resimleri bulunur. donatılmıştır.

 

yukarı

 

 

YER

Lefkoşa’da, mairko’lar sadece eski bölgede bulunur. Bunun birkaç sebebi vardır. Birincisi esas mairko’lar on yıllardır hisar içindeydi ve bu şekilde ün kazandılar. Ikincisi şehrin yeni kısmında bir dükkan kiralamak çok daha pahalı olacağından mairko’nun ucuz fiyatlarını tehlikeye atar. Üçüncü sebep, eski bölgede olduklarından dolayı bugünlerde sembolik değerleri vardır. Yani, şehrin eski bölgesi bugün geleneksel bölge olarak benimsenir ve bu anlamda da geleneksel yemek ve lokantaların bulunduğu yer olarak görülür. Şehrin yeni bölgesi batı ve yabancılar ile bağdaştırılırken bunun karşıtı hisariçi ise Kıbrıs’lılık kimliği ile bağdaştırılır ve, doğal olarak Kıbrıs yemekleri de “Kıbrıs” bölgesinde bulunur.

 

 

yukarı

 

 

DEĞİŞİM

Mairko’lar değişime karşı direnselerde bazı değişiklikler kaçınılmazdır. İlk olarak bazıları daha fazla müşteri ve özellikle baklagil ve kolokas gibi yemekleri bilmeyen turistleri çekmek için yemek çeşitlerini artırdılar. Böylelikle menüleri de İngilizce’ye çevrildi. Ikinci olarak AB üyeliğinden dolayı mairko’lar fiyatlarını artırmak durumundadırlar. Üçüncü olarak bazı mairko sahibleri müsterilerin talep edebileceği mayonez ve keçap gibi sosları ve meşrubat türü içecekleri bulundurmaya gayret ederler. Son olarak, gece de yemek çıkaran mairko’lar çağdaş Yunan müziği çalarlar. Sonuç olarak görülüyor ki geleneksel lokantalar daha geniş sosyal ve teknolojik gelişime ayak uydurabilmek için fonksiyonları itibarıyla farklılık gösterdiler.


yukarı